YENİ GELİŞME

Adam öldürmeyi oyun mu sandın?

 Tarih: 17-11-2017 07:21:10
Prof. Dr. Şakir Gözütok

Bir Trakya türküsünde, bir eşkıya olan Debreli Hasan’a böyle seslenilir. Günümüzde de birileri, hem de Devlet olarak para ve çıkar uğruna çok rahat canlara kıyabilmekte ve hem de insan öldürmeyi oyun sanmaktadırlar.

 

Yirminci yüz yılın başlarında, fizikçiler tarafından atomda saklı olan enerjinin bir “cennet bahçesi” meydana getirebileceği vaat edilmişti. Amerika’nın New Jersey eyaletinin East Orange şehrinde bu işlerle uğraşan William Bailey, ürettiği radyoaktif maddelerin içildiği takdirde tansiyondan tutun cinsel iktidarsızlığa varıncaya kadar her şeyi tedavi edeceğini iddia ediyordu.

 

Bu adam, çok geçmeden sıvı Rediathor’u sayesinde işi büyüttü ve muazzam paralar kazandı. William Bailey’in para kazanma hırsının ilk kurbanı, yine kendisi gibi zampara bir para avcısı olan Eben Bayers oldu. 1927 yılının Aralık ayından itibaren bu sıvıyı kullanan Bayers, önce kolundaki ağrılara iyi geldiğini, onun da ötesinde vücuduna canlılık geldiğini ve inanılmaz derecede cinsel gücünün de arttığını söyledi. Fakat çok geçmeden baş ağrıları başladı, dişleri döküldü ve neticede önce alt ve üst çeneleri düşerek bütün vücudu çürüyüp ölmüştü.

 

Atomun yapısından mevcut olan enerjiyi keşfetmenin keşke ilk ve tek kurbanı Eben Bayers olsaydı. Bilindiği gibi atom bombasını Amerika, Japonya’nın Hiroşima ve Nagasaki şehirlerine atmış, yüz binlerce insanın ölümüne sebep olmuş ve o bölgelerde yıllarca hiçbir canlı hayat bulamamıştı. Hiroşima’ya “şişman adam” adını verdikleri bombayı atmak üzere Tinian Adasındaki havaalanında yola çıkan uçak göğe doğru yükseldiğinde, orada çalışan bir Amerikalı mühendis “uçağın kalktığını görünceye kadar on yıl yaşlandık” diyecektir.

 

1914 yılında The World Set Free adlı savaş romanı kitabının yazarı H. G. Wells de bir şeyler söyleyecekti. Henüz atom bombası atılmadan çok önce bütün uyarılarını yapmıştı Wells; hatta uyarılarla kalmamış kendi mezar taşına yazılacak yazıyı da önermişti: “Allah hepinizin belasını versin, ben size söylemiştim.”

 

Son atom bombası deneyi yapıldığında en vurucu ve atom bombasını kullananları tasvir eden cümleyi Müdür Yardımcısı Kenneth Bainbridge kuracaktı: “Şimdi hepimiz kahpe çocuklarıyız.” Gerçekten de atom bombasının yaktığı ve çürüttüğü insan bedenlerini görenlere, bu yapılanların bir kahpelik olduğunu itirafa zorlayacaktı.

 

Amerika, bu olaydan sonra tamamen ahlakî prestijini kaybetmiştir. Hala dünyadaki insanların çoğunun gözünde bir haydut olarak görülmektedir.

 

Üstelik Japonya’ya atom bombası atan ve üç yüz binden fazla insanın ölümüne sebep olan, bu planları dönemin Amerika Başkanı Truman’ sunan Amerika Genel Kurmay Başkanı George C. Marshall, daha sonra Nobel Ödülü ile taltif edilecektir. Ne de olsa beyaz adam, sadece (Amerikalıların deyimiyle) “çekirge ve fareleri” öldürmüştür.

 

Kâinatın en kıymetli ve şerefli varlığı insanı haksız yere öldürmek, en iğrenç ve en şerefsizce iştir. Kur’an, şöyle buyurur: “"Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk olmadan haksız yere öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa, sanki bütün insanları yaşatmıştır.” (Maide, 5/32).

 

Atom bombasını atanlar ile onları kurtarıcı gören zihniyetler, hala bir müjdeci, bir kurtarıcı ve çoğu zaman bir özgürlük kahramanı diye gelip hepimizi öldürmüyorlar mı?

 

En son gözlerini Lübnan’a dikmiş görünüyorlar, burada da kaç Müslümanın canına kıyacaklar tahmin etmek mümkün değildir.

 

Ne diyebiliriz? Kenneth Bainbridge’in dediği gibi diyemeyiz ama Sadece Wells’in dediğini deriz: “Allah hepinizin belasını versin.”

 

  Bu yazı 212 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
vanhaber.com.tr'yi nasıl buldunuz?
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
resmi ilanlar
Yukarı